Spiritüelsizlik!

Bazen nerede olduğumu hatırlamıyorum,  kim olduğumu veya.

Çiçeklerin, seslerin, açık ahşap pencerelerin anlamı derin bir boşluğa düşüyor.

Hepiniz gibi tarihi de karıştırdığım oluyor bazen; Adem öncesi fantastik yaratıkların kanatlarıyla uçarken mutemetlere, itimat etmediğim de oluyor.

Bunu umursamıyorum mesela.

Ama unutunca alfabemin kurşunlanmışlığını ya da bir başkasına iltica edecek kadar yabancılaştığımda kimliğime, umurumda oluyor işte o zaman.

Bazen sözcüklerin kıyısında vurgun yediğim de oluyor, aşklar ve ihanetler…

Gecekondu şarkılarının dudaklarına değdiğinde kavga verebildiğim de…

Abdestimi, kadim kavile göre yalnızlıklar, gurbetler, acılar ve temiz sular ile alıp kazanç duygularıyla kıblelere döndüğüm zamanlar da oluyor.

Hatta bazen kıblemi de karıştırıyorum çoğunuz gibi…

Bir çalar saat gibi zamansız uyandığımda esmerliğim yüzüme çarpıyor; buz gibi Ağustos kesiliyor gerçekliğim.

Soyut imgeler ile uzay boşluğunda savaştığım köy odalarında çocukluğum, Seher vakti başaklar ile öğütüldüğünde, ‘yaş iken eğilen/eğitilen/eğriltilen ağaçlara isyan fısıldamanın caiz görüldüğü pastoral mezheplere tutundum.

Oysa kentte bir çığlığı dolduramayacak,  bir devrim yapamayacak, bir kitap okuyamayacak, bir film izleyemeyecek, kilo veremeyecek kadar kısaydı yaşam.

Ölüme dair konuşmak sadece yaşarken mümkündür derdi ‘’mağarada’’ yaşayan bir adam. 

Kentte, sadece ölüme dair konuşacak zaman bulabildim ben de.

Bazen kenti de unuttuğum zamanlar oluyor ve kim olduğumu da hepiniz gibi.

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Spiritüelsizlik!