Foucault’un Daktilosu

Taşlamak, taşlanmak ve su olup yürümek…

İnsanlık büyük ölçüde hala emekleme çağında.  Büyük insanlık ailesi ilmi siyasi ve kültürel gecikme hali yaşıyor. Takvimin kopan yaprakları çoğaldıkça ilkellik; çamur tarafına değen ahmaklık belirginleşiyor.

Tarihin her döneminde ayağı keşfedip yürümek için

‘ayağa kalkmaya’ çalışanlar oldu.

Çamurdan arınmaya çalışanlar.

İnsan, mayasındaki çamurdan arınmaya çalışandır!

İnsan, ayağını keşfeden ve ayakları üzerinde durandır.

Fakat her ayağa kalkan, çamurla hesaplaşmayı göze alan, estetik ve anlam hattını tahkim eden insan, kalabalıklarca ‘anormal’ görüldüğü için taşlandı.

Kalabalıklar sırf kalabalıklarını ölçü kabul ettikleri için ‘ayağa kalkanlarla’ kavga ederler onları recmederler.

Oysa reciym olan evrensel kötülüktür. Reciym olan kuşları kafese tıkmaktır. Ateşi söndürmek, çocukları ağlatmak, süte su katmak, sert olduğu halde ‘ğ’ harfine yumuşak demek, insanları ten rengine göre tasnif etmektir.

Oysa reciym olan, sınırlar çizmektir; sınırlamaktır toprağı.

Kabile bayraklarını mabetlere asmaktır.

Firavunun piyadesi olmaktır.

Mideyi insanlığın gözyaşları ile açlıkları ve tanrıları ile doyurmaktır.

Hapishaneler tımarhaneler ve hastahaneler inşa etmektir reciym olan. Çünkü hapishane suçlu üretir hangi eylemin suç kabul edilmesi gerektiğine ‘hapishane sahibi’ karar verir. Ve peygamberler ve filozoflar tek kişilik hücrelerde çürütülürler.

Tımarhane utanç vesikası… Kendisini merkeze koyan göbekli, kendince akıllıdır. Delilik izafilikten ve çıkardan hatta alçaklıktan yaratılmıştır. Aklını şehvetine kurban edenler, çoğunluğu elinde tuttukları için aklını egemen kılıp çamura meyletmeyen, tenezzül etmeyen yüksek kavrayışları deli diye damgalar ve kol gücüyle tecziye ederler. Deli gömleği beyazdır ve peygamber beyaz giyerdi. Sokrates idama giderken ütüsüz beyaz bir entari giymişti.

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Foucault’un Daktilosu